Kategoriler
Teknoloji

Laptop Çıkmazı

Eee artık elimdeki taşınabilir bilgisayarlar ömürlerini doldurdu. Marka sadakati çerçevesinde yeni bir MacBook Pro almaya karar verdim ama… Kararsızlık aşamasına geçişim Apple Store’a girmemle başladı. 

Gayet sakin başlayan bir gündü, çalışma odama çıkmış, mutfaktan bir fincan babalar gibi filtre kahvemi demlemiş, almış ve Kınalıada’yı izlemek suretiyle yudumlamaya başlamıştım. Bir de sigara yaksam öff deme keyfime -ki sigara içmiyorsanız başlamayın-. Derken aklıma bir projenin mobil uygulamasını başlatmam gerektiği geldi. Hakan’ı aradım, daha önce üzerine konuştuğumuzdan uygulama şablonu hakkındaki notlar ondaydı. Ne var ne yok diye muhabbet akarken bir yandan da emektar Mid-2012 MacBook Pro’mu çalıştırdım. Flutter, Dart, Android Studio, pluginler Allah ne verdiyse yüklemeye başladım. Bu arada teknolojiye karar vermiştik. Flutter hem çok yeniydi, hem de yazması eğlenceli görünüyordu. Koca çocuklara yeni oyuncak davası…

Heyecanla başladığım bu yüklemeler ayarlamalar vesaire iOs Simulator’ün halay çekmesiyle hüsrana döndü. Ateşleyemiyorum, yok abi ne yaparsam yapayım kimse yok. Ayrıca alet minicik fanlarını sonuna kadar kökleyip, masa üstünde uçmaya çalışan mini bir Boeing gibi haykırıyordu. Sağ elim çenemde geçen dakikaları sayarken, kaybettiğim paralar gözümün önünden akıyor, daha da kederli bir hal alıyordum. Bilgisayar yetmiyordu, belliydi. Diğer odadaki MSI GT70 2PC Dominator Pro’ya gözü diktim. Üzerinde 32GB Ram vardı, yarısını araklasam ruhu duymazdı, -ki bu makine hakkında ayrıca bir yazı yazmak gerek- nitekim tornavidalar çıktı, kapaklar açıldı, ramler söküldü. Aynı işler MacBook içinde tekrarlandı ve ramler yuvalara oturduktan sonra makineyi ateşledim. Heyecan zirvede ama iOs Simulator Application klasörünün ücra köşelerine saklanmış, beni çalıştırmasa bari diye düşünüyor. Acımadım; flutter run ….

Ve hüsran, evet artık çalışıyordu ama ağlatır. Böyle de bir sonuç alamayacağımı anlayınca, o korkunç an geldi çattı. Apple Store’a girmek… Ben büyük laptopları sevmiyorum -dedi 17” MSI Laptop kullanan adam- dolayısıyla doğrudan 13” MacBook Pro’ları incelemeye başladım. Fiyatlar 10.299 TL’den başlıyor. Bildiğin i5 işlemciler, 4 GB ram, 128 disk falan… Dedim bu bizi kesmez. Yapılandırma seçeneklerine bir göz atayım. İşlemciyi yükseltelim, rami 16 GB yapalım, disk 1 TB olsun derken 20.899 liralık olduk. Bu kadar para veriyorsak 16” MacBook Pro’ya bakalım dedim. Ne de olsa elimdekine de 16 GB ram ekledim, hayatımda büyük bir değişiklik olmadı, 1-2 sene sonra aynı yola girmeyeyim bir süre daha gitsin dedim. 16” satış sayfasını incelemeye başladım. Fiyatlar 18.300 liradan başlıyor. i7 işlemci, 16 GB ram, 4 GB ekran kartı, 512 harddisk. Fena değil ama bunu da biraz yükseltmek ister diyerek yapılandırmaya geçtim. 

Geçmez olaydım, işlemciyi i9 yapalım, ramleri kökleyelim, disk 1 TB olsun, ekran kartını da yükselteyim bari derken bizim motosikletin fiyatını geçti. 

Şöyle bir durdum; ne aç gözlü adamsın dedim kendi kendime. Ne yapacaksın bunca donanımı? Sonra yine dank dedi. Eee video editleyeceğiz, 3D işler var, web projeleri neyse, mobil uygulama işleri var. Bu rakamı çıkartabilirim evet, ama üzücü. Ne yazık ki Mac Os X kullanmak zorunda da kalıyorum, iOs uygulama geliştirmek için. Hackintosh mu toplasam lan deyip derin düşünceler/araştırmalara daldım. xCode ne derecede verimli çalışıyor, ya da çalışıyor mu gerçekten bilmiyorum? O kadar da derin araştırmamışım demek ki. Buna bakacağım bir saniye. Sorumun cevabını aldım. Başarılı, sadece App Store’a deploylarda gerçek bir Mac kullanmam gerekiyor imiş. Elimde bir Mac Mini var. 

O zaman Hackintosh akar beyler bayanlar.

Görüşmek üzere

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir